Merhaba,
Sizinle artık bu köşede, hayatın içinden; bazen sağlıktan konuşacağız.Bazen denizi Gaziantep'e taşırken, bazen Oksijen'in iyileştirici etkisinden bahsedeceğiz.
Bugün ise size biraz su'yu anlatmak istiyorum.
Hep “su”dan bahanelerle kırarız birbirimizi; yokederiz sevgiyi..Halbuki “o” her sözümüzden ve davranışımızdan öyle etkilenir ki bazen içine kapanır, şekilden şekile girer ; bazen kristal gibi rengarenk ışıldar.
Ama kendinden bir parça olana kucağı açıktır her zaman, sonsuz şefkati ile herkesi kabul eder.
Ben benim, sen herşeysin.. Sen o musun? lardan sıkılan incinmiş ‘maşuk’unu bekler..
Eğer suyun iyileştirici ve ‘huzur verici’ özelliğini hiç tatmadıysanız, hergün iyi bir fırsat sizin için..Çünkü onda gerçekten hayat var.
Sevgilisini koklamaya hasret, şefkatli bir anne gibi en sevdiğini, sevgisini damla damla akıtmak için özlemle bekler.
Ben miyim? Sen miydin? den; savaşmaktan yorgun; aşka inanmayan herkesedir bu daveti..
”İşte aradığım buydu” demek “artık sevmeyeceğim” demekten daha daha kolaydır bu şefkat perisinin kucağında..
Belki hastanın sabahı ; şeytanın günahı beklediği gibi bekler sevgiliyi; hiç gelmeyeceğini bilse de..
Aslında her gün farkında bile olmadığımız güzellikleri değil sadece; tezatları da görmeyi ve saygı duymayı öğrenmenin en acısız yoludur iadeyi ziyaret. Çünkü o kadar berraktır ki her şeyi olduğu gibi yansıtır..Anlayana her canlıya saygıyı öğretir ve ‘vahşiliğini’ de yüzüne serin serin çarpar, kırmadan bizlerin.
Sevgi ve Savaş’ın 5 harfen oluşan ; bazen çok acımasız benzerliklerini bile derinden hissettirir.Belki masumların hayatını nasıl yitirdiğini anlayamamanın en az yıkıcı yöntemidir..Yaşamdaki dengenin ve olağanüstülüğün de “insan” denen ‘aşağıların aşağısı’ tarafından..
Suyu anlamak, hayatın anlamını farketmektir bazen ; bazen de yaşama sevincidir.
Esasında herşeyin o “mucizevi” damlalarından oluştuğunu ve yaşamın ilk adımı olduğunu anlamak bile bir ömür alır..Hatta çoğu zaman nasıl harcandığını bilmediğimiz; rüzgar gibi geçen bir hayat bile yetmez.
Her yaprak gibi günün birinde ‘sallanmaktan’ yorulan bizlerin de toprağa düşmeden “su”yu tanımamızın zamanı gelmedi mi?
Ne dersiniz? Eğer ‘evet’ ise cevabınız siz de mutlaka arayın..
Hayatın gerçek anlamını..
Kimbilir belki suyun..
”Hava”dan “su”dan sebeplerden kırarız ve yokederiz sevgiyi ya..”Self”e dokunan herşeye “savaş” ilan ederiz ya!
Su gibi aziz olmak varken..
Su gibi olmak lazım efendim, su gibi!
Su gibi ömrünüz olsun; su gibi berrak kalın..
Uz.Dr. Hasan Ali Nogay
|