Entegratif Tıp Tedavi Edilen Hastalıklar İletişim
 
 
ENTEGRATİF (Complementary / Alternative Medicine) TIP Nedir?
Konvansiyonel Batı Tıbbı (Modern/Ortodoks Tıp) yerine veya modern tıp ile birlikte Akupunktur, Akuenerji, Nöral terapi, Homeopati, Osteopati, Bilinçli Hipnoz, Su Jok, Refleksoterapi,Manuel terapi vb. tedavi yöntemlerinin, hastaların özelliklerine göre bir harmoni içinde uygulanmasıdır.
 
 
 
AKUPUNKTUR TÜP BEBEKTE BAŞARI ŞANSINI ARTIRIYOR
İnvitro fertilizasyon ya da tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olma çabası, anne adayında ve eşinde yoğun strese sebep olmaktadır. Kanser ve AIDS vakaları seviyesinde stres, korku, kaygı ve depresyon kadar bu "çift"lerin tedavisindeki bir diğer çok önemli nokta, yıllar süren hazırlık dönemlerinde, yatrojenik olarak da oluşacak olan “Bozucu alanların” tedavide göz önünde bulundurulmasıdır. http://bahceci.com/lang_tr/general/
 
 
 
HİPNOZLA TÜP BEBEK TEDAVİSİ ve GÜVENLİ HAMİLELİK
Bilimsel çalışmalar, stresin infertiliteye neden olabileceğini; infertilitenin ve bu süreçte yaşananların da depresyona ve anksiyeteye neden olduğunu göstermektedir. Bu aslında tıpkı yumurta – tavuk hikayesi gibi stres bir yandan gebe kalma ve sürdürme olasılığını azaltırken, öbür taraftan da çocuk sahibi olamamak da stresi artırabilmektedir. Yapılan çalışmalar, çocuk sahibi olamayan "çiftler" ile kanser ve AIDS hastaları karşılaştırıldığında benzer oranda kaygı ve depresyon görülmüştür.
 
 
 
     
 

Diabetik Ayak Nedir?

Şeker hastalığı, tarih boyunca toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri olmuştur. Yeni tedavi yaklaşımları ve geliştirilen ilaçlar sayesinde kan şeker düzeyleri kontrol altında tutulabildiğinden, günümüzde diyabetin ölümcül olan sonuçlarına daha az rastlamaktayız. Ancak özellikle uzun dönemde gelişen komplikasyonlar açısından durumun çok iyi kontrol altında olduğunu söylemek mümkün değildir. Böbreklerin etkilenmesiyle nefropati, gözlerde retinopati, el ve ayaklarda nöropati ve diyabetik ayak bunlardandır.

Unutulmaması gereken en önemli nokta ise Şeker hastalığının, laboratuvar ya da klinik bulgu olarak ortaya çıkmadan önce 12-15 yıl boyunca dokularda bu hasarı yapmaya başlamış olmasıdır.

Diyabetin ülkemizde görülme oranı, diğer ülkelerdeki gibi % 6–7’dir. Şeker hastalarının hastaneye başvurma nedenlerinin %20' sini ayak sorunları oluşturmaktadır. Genel toplumda uygulanan ayak kesme (ampütasyon) ameliyatlarının  % 50 – 70 kadarının diyabetli hastalarda olduğu saptanmıştır.

Parmağı kesilen bir şeker hastasında, ikinci bir ameliyat ihtiyacı riski iki yıl içinde     % 50 olmaktadır. Bu hastalarda malesef hem yaşam kalitesi düşmekte hem de yaşam süresi  kısalmaktadır.
Şeker hastalarında ayak yaralarının oluşumuna yol açan iki temel bozukluk vardır:
1. Sinir hasarı (nöropati)
2. Damar hasarı (anjiyopati)

Sinir Hasarı (Diyabetik Nöropati)

Diyabet yüzünden ayak sinirleri zamanla zarar görür veya tamamen tahrip olur. Bunun sonucunda ayakta ağrı duyusu azalır. Zamanla ayak tamamen duyarsız hale gelir. Şeker hastası yaralanmalarının farkına bile varamaz. Yaralanmaların sonrasında bazen kırıklar ve buna bağlı olarak ayakta şekil bozuklukları ortaya çıkar.

Diyabetik nöropati, kan şekeri çok iyi kontrol altında tutulsa bile gelişebilmektedir. Bununla birlikte, sinir hasarının derecesi yaşla, diyabetin süresi ile ve kan şeker kontrolünün kötülüğü ile paralel olarak artmaktadır. Nöropati nedeniyle ayak derisi kurudur, kolayca yırtılır, deride çatlaklar ve nasırlaşmalar ortaya çıkar. Ayakları soğuk olan ve üşüyen hastalar özellikle geceleri ayaklarını ısıtma ihtiyacı duyarlar. Bunun sonucu ağır yanıklar bile ortaya çıkabilir.

Damar Hasarı (Diyabetik Anjiyopati)

Eskiden diyabetli hastaların kılcal damarlarında bozulma olduğu ve bu nedenle ayaklarında yara geliştiği ve gelişen yaraların ve kesiklerin iyileşmediği düşünülürdü. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalarda ayağa ve bacağa kan götüren büyük çaplı arterlerde (atardamarlarda) daralma veya tıkanıklık olduğu gösterilmiştir, bu yüzden ayağa giden kan akımı azalır ve ayaktaki küçük büyük her türlü yaranın iyileşmesi zorlaşır.
Sinirleri ve damarları hasar görmüş bir ayakta yarayı başlatan pek çok tetikleyici etken vardır. Bunlar arasında en sık görülen; uygun olmayan ayakkabı, yanıklar, çakıl, çivi raptiye vs gibi sivri cisimler, tırnak bozuklukları ve deride çatlaklardır.

Özellikle kan şekeri seviyeleri normalden yüksek olan şeker hastalarında diğer bireylere kıyasla deri, mantar enfeksiyonları veya abse oluşumları daha sık meydana gelir. Bu nedenle ayak bakım ve korunmasıyla ilgili bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir.

Bazı hastaların ayakları, diyabetik ayak gelişmesi yönünden ne yazık ki diğerlerine göre daha büyük bir risk altındadır. Bu hastalar:
1. Daha önce diyabetik ayak, ülser öyküsü veya diğer ayakta ülseri olanlar,
2. Sinir hasarı (Nöropati) ve / veya damar hastalığı şikayeti ve bulguları olanlar,
3. Ayaklarında şekil bozukluğu olanlar,
4. Ciddi görme bozukluğu (katarakt veya retinopati) olanlar,
5. Şeker kontrolü kötü olanlar (İnsülin gereksinimine rağmen kullanmak istemeyenler)
6. Ayak bakımı kötü olan hastalar,
7. Uzun süreli diğer komplikasyonları (nefropati gibi) olanlar,
8. Alkol ve sigara alışkanlığı olanlar,
9. Yaşlı hastalar,
10. Diyabet eğitimi almayan ya da eğitim sonrası önerilere uymayan hastalar.

Kazalar hariç, ayağını kaybeden insanların yarıdan fazlası şeker hastalarıdır. Bu kayıpların, en az yarısının doğru bir eğitim ve hastanın kendi ayaklarına iyi bakması ile önlenebildiğini biliyoruz. Bizlerin amputasyon olarak adlandırdığı ayakların kesilmesi ve kaybı da böylece aynı oranda azalacaktır.

Şeker hastalarının ayak bakımı ile önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz:
Her gün ayaklarınızı ılık su ve sabunla yıkayınız. Özellikle parmak aralarınızı mutlaka  yumuşak bir havlu ile kurulayınız. Olası bir kanama ya da iltihabı görmek adına beyaz havluyu tercih ediniz.
Cildinizin kuruyup çatlamaması yumuşak ve nemli kalması için yumuşatıcı, nemlendirici bir vücut losyonu ya da ayak kremi kullanınız. Parmak aralarınızın kuru kalması gerektiğinden, kremi parmak araları hariç tüm ayağınıza kullanınız.

Ayak tırnaklarınızı keskin bir tırnak makası ile kısa olamamak şartıyla dikkatlice ve düz kesiniz. Kestikten sonra törpüleyiniz ve sonra diğer parmağınıza geçiniz. İyi göremiyorsanız ya yakınlarınızdan yardım alınız ya da daha doğru olan ayak bakımınızı, düzenli bir şekilde yaptıracağınız ve sterilizasyona, temizliğe dikkat edilen bir klinik bulmanızdır. Aksi takdirde kullanılan ve steril olmayan malzemelerden Hepatit B, Hepatit C ve AIDS kapma riskiniz yüksektir. Ayrıca bilinçsiz yapılan pedikür de ayağınızı riske atacaktır. Tercihan her zaman kendinize ait manikür ve pedikür setinizi kullandırınız.
 
Gerekirse ayna yardımı alarak ayaklarınızı her gün kontrol ediniz. Ayaklarınızda renk değişikliği, kızarıklık,kesik,su toplaması olup olmadığına bakınız.

Lastiksiz olmak şartıyla her gün temiz çorap giyiniz. Çorabın ayağı sıkmamasına ve pamuklu olmasını dikkat ediniz.

Ayakkabınızı giymeden önce içinde hissedemeyeceğiniz yabancı cisim olup olmadığını kontrol ediniz.

Ayakkabı seçiminizi rahat,yumuşak,yuvarlak burunlu,lastik tabanlı ayakkabılardan yana kullanınız. Çorapsız ayakkabı giymemelisiniz. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabılar ve ucu açık veya dar ayakkabılar da uygun değildir. Ayakkabı numaraları marka ve modeller arasında farklılıklar gösterir. Ayakkabı genişleyebilmesi açısından bağcıklı olmalıdır. Ayakkabınızı günün ikinci yarısında almalısınız. Ayrıca uzun süre kullanılmış, yıpranmış ayakkabılar rahatlığını yitirir ve sorunlara neden olur. Eğer ayaklarınızda şekil bozukluğu varsa mutlaka özel yapım ayakkabı tercih etmelisiniz.

Tercihan ayak muayeneniz yapılırken ayak basınç testiniz ve ayak ölçüleriniz alınarak ayakkabılarınız size özel hazırlanmalıdır. Yeni ayakkabılarınızı alışana kadar günde 2-3 saatten fazla giymemelisiniz.

Oluşan nasırları veya sertlikleri kendiniz kesmeyiniz. Kesik, tırnak batığı, mantar enfeksiyonu gibi durumlarda da hiçbir müdahalede bulunmadan  bir ayak bakım uzmanına (Podiatrist) , ayak bakımı konusunda özelleşmiş bir kliniğe veya bu konuda bilgi ve deneyimi olduğunu öğrendiğiniz bir uzman hekime başvurunuz.

Evde veya dışarıda çıplak ayakla dolaşmayınız. Ayağınıza batan herhangi bir cismi hissetmeyebilirsiniz.

Asla sıcak su torbası ile ayaklarınızı ısıtmaya çalışmayınız. Ayaklarınızı ısıtmak için soba, elektrikli ısıtıcı ve kalorifer peteklerine fazla yaklaşmayınız. Ayaklarınızda his kaybı olduğundan dolayı oluşacak olası yanıkları ve hasarları hissetmeyebilirsiniz.
Diyabetik ayak sorunu oluştuktan sonra ise tedavisi mutlaka "diyabetik ayak ekibi" tarafından yapılmalıdır. Bu ekipte yer alması gereken olmazsa olmaz kişiler şunlardır:

  1. Diyabet konusunda eğitim almış Uzman Hekim
  2. Sualtı ve Hiperbarik Tıp Uzmanı (Hiperbarik Oksijen Tedavisi planlanması)
  3. Diyabet Eğitim Hemşiresi
  4. Podiatrist
  5. Damar Cerrahisi Uzmanı
  6. Ortopedist/Plastik Cerrah

Diyabetik ayak tedavisinde kritik noktalardan birisi, ayakta enfeksiyon gelişimiyle tamamen bozulan kan şekerinin hızlı ve dikkatli bir şekilde normal sınırlara çekilebilmesidir. Bunun için insülin kullanımına geçilmesi ya da insülin tip ve dozlarının yeniden ayarlanması son derece önemlidir.

Sonuç olarak, kan şekeri kontrolü kötü olan hastaların ayaklarının daha büyük bir risk altında olduğu unutulmamalıdır.  Diyabet tedavisinde en önemli nokta, şeker hastalarının  iyi eğitilmeleridir.

Sevgi ve Sağlıkla kalın,

Uz. Dr. Hasan Ali Nogay
Sualtı ve Hiperbarik Tıp Uzmanı ve İmmünolog
Hiperox Özel Ayak Sağlığı ve Zor Yara
Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi-Antalya
0242 322 00 99

 
   
 
 
Bu site, Anne ve Babama, hayatımı ilmi ve sevgisi ile aydınlatan Dr Ali Özden Öztürk'e; Sualtına sevdalandıran Jacques Cousteau'ya, muhterem hocam Akupunkturun babası Dr Nüzhet Ziyal'a, "Mikroakupunktur sistem" Hocam ve "bozucu alan" tedavisinde aynı metodları uyguladığımız Dr Jochen Gleditsch'e, muayenehanesini paylaşan sevgili Dr. Jacques Le Coz'a ve bana kendilerini emanet eden-kendilerinden çok şey öğrendiğim-tüm hastalarıma ve hekimlere ithaf olunur.
 
Telif Hakkı © 2008