BOZUCU ALANLARIN ÖNEMİ ve AKUPUNKTUR
ANİ İŞİTME KAYBI ve FASYAL PARALİZİLERDE RASYONEL TEDAVİ
Bozucu alan, geçirmiş olduğumuz herhangi bir rahatsızlık veya cerahi girişim sonucu biyolojik iyileşmenin tam olmadığı ve vücudumuzda biriken atık-toksik- maddelerin oluşturduğu bir bölgedir. Bozucu alan, sürekli bir irritasyon merkezi olarak çalışır.
Bozucu alana ek bir uyarı, rahatsızlık ya da stres eklenmezse, uzun süre bozucu alan sadece regülasyon mekanizmasında inişli çıkışlı bir fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Eğer ek bir stres, uyarıların artması ya da psikososyal yük vs. devreye girerse, artık hastalık kaçınılmaz olur.
Sağlıklı bir hücrede, hücre içi ve dışı potasyum ve sodyum iyonları arasında kritik bir denge vardır. Normal şartlarda, depolarizasyonun ardından hemen hücre zarı porları sodyuma karşı geçirgenliğini yeniden kaybeder. Böylece potasyum iyonları hücreiçine girerken sodyum tekrar hücre dışına akar (Repolarizasyon). Hücre tekrar “empermeabl” olur. Yani hücrenin dinlenme potansiyeli geri gelmiştir.
Her hücre, 40-90 milivolt potansiyelinde bir pil’e benzetilebilir. Her hücre iritasyonunda bu potansiyel düşer ve hücre depolarize olur. Oksijen metabolizmasının normal olduğu durumlarda elde edilen enerji ile hücre hemen kendisini toplar ve repolarize olur. Ancak yoğun ve/veya sürekli kimyasal-travmatik-psikolojik ya da fiziksel uyarılar sonucu hücre tekrar repolarize olamaz ve depolarize halde kalır. Hücrenin membran potansiyeli neredeyse “sıfır”a düşmüştür.Bu durumda hücre artık frajildir-çok hassastır-dengesi bozulmuştur yani hastadır.
Böyle bir hücrede sodyum-potasyum dengesi de bozulmuştur ve o hücreler vücudumuzdaki genel bilgi akışına katılamaz; fonksiyonlarını yerine getiremez. Sonuç olarak bu hücreler, 40-90 milivoltluk enerjilerini kaybettikleri için sürekli ve ritmik olarak deşarj olur ve bozucu alan haline gelir.
Akupunktur iğnesi, doğru noktaya uygulandığında, bozulmuş hücre membran potansiyelini repolarize ederek, membran stabilizasyonunu yeniden sağlar. Böylece sadece nöro-vejetatif düzensizliği ortadan kaldırmaz aynı zamanda nöral, hümoral, sellüler ve hormonal etkinliği restore eder.
Bu bilgilerdan hareketle, geçmişteki bir irritasyon ya da herhangi bir enflamasyonun, kimyasal-fiziksel-travmatik bir olgudan dolayı bedenin bir yerini, patojen bir bozucu alan haline getirebilmesi mümkündür.
Dolayısıyla sorunun esas kaynağı olan primer bir odak , nörovejetatif sistem iletim ağı ile herhangi bir başka bölgede sekonder odak olarak çok farklı problemler doğurabilir.
Her bireyin, diğerlerine göre daha zayıf olan ve bir organı/meridyeni , “locus minoris resistentiae” (bozucu alan) etkisi yapabilir.
Diğer taraftan vücudumuzdaki tüm skatrisler, bozucu alan olabilecekleri gibi karaciğer, akciğerler, safra kesesi, mide, bağırsaklar, kalp, uterus, prostat gibi bütün organlar da bozucu alan olabilir.
Herhangi bir odağın veya bozucu alanın varlığı, aynı zamanda objektif olarak kan kimyasında değişikliğe, termo-regülasyonda sapmalara (tiroid disfonksiyonu), oksijen konsantrasyonunda dengesizliğe, derideki biyo-elektrik potansiyellerde farklılaşmaya yol açar.
İnsan bedeninde bulunan herhangi bir bozucu alana akupunktur iğnesi sonrası, hastanın şikayetlerinin yaklaşık 20 saat kaybolmasına “Sekundum fenomeni=Flashing ya da Yıldırım etkisi” denmektedir. O zaman, iğne batırılan noktanın, bir bozucu alan olduğundan sözedilebilir. Ağız ve diş kompleksinde ise yakınmaların 8 saat kaybolması yeterlidir.
Ben sizlere, bugün “Hiperbarik Oksijen Tedavisi=HBO” uyguladığım; ancak hiçbir olumlu cevap alamadığım “ani işitme kaybı” ve “faysal paralizi” olgularında, akupunkturun etkinliğinden ve “Bozucu alanlar” dan bahsetmek istiyorum.
Olgu1. 20 gün önce sağ kulakta başlayan işitme kaybı (ortalama 40 dB) ve tinnitus şikayetiyle gelen (Isparta’da Üniversite’de 5 günlük tedavisinden sonuç alınmayınca)12 yaşında kız çocuğunda önce 20 seans HBO uygulandı. HBO sonrasında düzelme olmadı.
Daha sonra (kendisinin ve ailesinin izni alınarak) tedavisine akupunktur ile devam edildi. 10 yıl önce uygulanan Adenoidektomi ve Sol tonsillektomi(?) haricinde anamnezinde bir özellik yoktu!
2. seans Akupunktur sonrasında fark edilen (detaylı anamnezinde ne babası ne kendisi bahsetmişti) sağ ayak bileğinde, alçı kesilirken oluşan skara (tam olarak K7’den proksimale doğru böbrek meridyeni üzerindeki) akupunktur iğneleri uyguladıktan birkaç dakika sonra sağ kulağında işitmesi ortalama 20 dB arttı. Bu artış ertesi gün geriledi.
İkinci skar iğnelemesi sonrasında ise 20 dB’lik düzelme stabil kaldı.
Hastada akupunktur tedavisi genelde K7’yi de kapsayarak ve genelde saat 17.00 civarında yapıldı. Aynı hastada, sol omuzdaki 2 adet aşı skarından birisi de bozucu alan olarak aktifti. O skara akupunktur iğneleri uygulandı.
Hastada, kulak çınlaması tamamen kayboldu ve sadece 20 dB’lik bir kayıp ile iyileşti.
İzin vermediği için “tonsil bozucu alan eradikasyonu” uygulanamadı.
1 yıl boyunca takip edilen hastada tekrarlama ya da işitmede olumsuz bir değişim olmadı.
 
Olgu 2. 27 yaşında erkek hastada, 20 gün önce başlayan sol fasyal paralizi şikayetiyle önce 10 seans HBO uygulandı. Fayda görmeyince, önce nasıl bir tedavi yöntemi olduğu açıklanarak “Akupunktur” ile tedavisi sürdürüldü. 3. seans sonrasında Ex-HN3 (Yin Tang) üzerinde 2,5 cm’lik skara uygulanan akupunktur iğneleri sonrasında sol gözünü daha rahat kapattı ve gülümsemesi normale yaklaştı. Tedavisi sırasında Geleneksel Çin Tıbbı, Nogier kulağı , Yamamoto metodu ve Su Jok da uygulanan hasta, 6 seans sonrası tamamen iyileşti ve tedavisi sonlandırıldı. 9 aylık takip sonrasında herhangibir atak ya da gerileme olmadı.
Bazen bir hastada birden fazla bozucu alan bulunabilir. Bozucu alanlar sürekli olarak aktif olmayabilirler ve herhangi bir nedenle tetiklenerek aktif hale geçebilir ve nöro-vejetatif iletişim ağındaki görevlerinden koparak vücudumuzda dengesizlik yaratırlar.
Tedaviye cevap vermeyen vakaların % 42’sinde bozucu alanların varlığından sözedilmektedir. Bozucu alanların yaklaşık % 70’i, baş bölgesindedir. Bozucu alan olabilecek başlıca durumlar:
Dişler(diş dolguları özellikle AMALGAM!),
Tonsillektomi,
Kronik tonsillit,
Kronik sinüsit,
Burun sinüzit-deviasyon- estetik operasyonları
Yara ve yanık izleri,
Aşı skarları,
Geçirilmiş tüm operasyonlar (appendektomi, sezeryan-epizyotomi- skarı vs)
Ağır metaller,
Elektromanyetik yüklenme (elektrosmog),
Endokrin bozucular (katkı maddeleri; barsaklarda etkin bozucu alan vs)
Sonuç olarak, modern veya holistik tıp ile “şifa” elde edilemeyen hastalarda,
“Aktif Bozucu Alan=Störfeld=Interference field” araştırılmalıdır.
Uz. Dr. Hasan Ali Nogay; Akupunkturist,
Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp uzmanı,
Hiperox Özel Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi Mesul Müdürü,
Antalya, Tel: 02424 322 00 99 GSM: 0532 567 11 22 |