| |
Refleksolojinin Gelişimi
Refleksoloji’nin, eski Çin'de akupunkturun geliştiği zamanlarda doğduğu düşünülmektedir. “Zu Liao” Tedavisi olarak adlandırılmıştır. Ayak tabanı kullanılarak yapılan tedavidir.
Mısır’da, Sakkara’daki Ankhamor isimli Mısır’lı bir hekimin mezarının duvarında bulunan resimler de dikkat çekicidir. Tarihi M.Ö. 2500 yıllarına kadar uzanan bu duvar resmi, iki adamın ayakları üzerinde çalışan başka iki adamı gösterir. Yazıtta hastalar, “Beni incitme” derken, terapist “Sana öyle davranacağım ki bana bu yüzden şükredeceksin” karşılığını verir.
Eğer ayak masajına refleksolojinin basit bir uygulaması olarak bakarsak, refleksolojinin insan ırkı kadar eski olduğunu söyleyebiliriz. Birçok kişi aslında ayaklarına masaj yapılmasından hoşlanır. Gevşetici ve hoş bir histir; stresi ve ağrıyı alır, rahatlatır. Vücudumuzun iyileştirici gücünü uyardığının farkında olmadan bunu yapar veya yaptırırız. Bununla birlikte, masajla refleksoloji arasında kesin farklar bulunmaktadır. Günümüzde refleksoloji, Çin tıbbı felsefesi ile açıklanmaktadır.
Refleksoloji Felsefesi/Etki Mekanizması
Bedenimizdeki yaşam enerjisi olan Qi(Çiy)’nin aktığı enerji kanalları olan meridyenlerdeki blokajlar, tıkanıklıklar hastalıkların temelinde rol oynamaktadır. Bu blokajları açmak ve ÇİY’in dengelenmesi ve rahat akışı için akupunktur ve/veya akupressörden nasıl faydalanılıyorsa, ayaklar da 3 Yin meridyeninin başladığı ve 3 Yang meridyenin bittiği bir alandır.
Ayrıca son noktaları hariç “Five Shu Points” de ayakda yer almaktadır. Bu noktalar, tedavide çok sık kullanılan ve etkin vücut akupunktur noktalarıdır. Nörovejetatif sinir sisteminin de belki en yoğun sinir ağları ayaklar ve ellerdedir(bakınız vertikal el refleksolojisi).
Ayak tabanında vücudumuzdaki her organı temsil eden alanlar vardır. Eğer bir organımız dengeli çalışmıyorsa, ayak tabanımızdaki yansıma alanında hassasiyet oluşur. Kulak akupunkturu’nda da olduğu gibi hem teşhis hem de tedavi için ayak tabanındaki bu haritadan faydalanılır.
Batı'da bu yüzyılın başına kadar refleksoloji hiç bilinmiyordu. Zamanımızda bir Amerikalı kulak-burun-boğaz doktoru olan Dr.William H. Fitzgerald tarafından yeniden keşfedilmiştir.
Fitzgerald, bedeni, ayakta bulunan bazı basınç noktalarını kullanarak tedavi etme ihtimali üzerinde durdu. M.Ö 3000 yıllarında Çinlilerin yaptığı gibi buna "Zone Therapy" adını verdi ve bunu akupunkturla beraber kullandı.
O, vücudun bazı bölgelerine sıkıca bastırarak veya masaj yaparak oldukça uzakta olan diğer bölgelerinde etki oluşturabileceğini keşfetti. Meslektaşı olan Doktor E. Bowers ise, 1916'da Doktor Fitzgerald tarafından ileri sürülen bu tedaviyi herkese anlatmış ve beraber yaptıkları bazı buluşları 1917 yılında "Bölgesel Terapi" adında bir kitapta toplamıştır.

Doktor Fitzgerald çeşitli kurslar düzenlemiş ve bu teknikleri, uygulamayla ilgilenen kişilere öğretmiştir. Fitzgerald'ın öğrettiklerini 1930'larda geliştirip yalnızca ayak bölgesinde yoğunlaştıran ise, yine bir Amerikalı olan, masöz Eunice Ingham'dır. Yıllarını bu metodun nasıl işe yaradığını anlamaya çalışarak geçiren ve kendine özgü bir masaj tekniği geliştiren Eunice Ingham'a (1879-1974), haklı olarak modern ayak refleksolojisinin annesi de denir. O, ayağı inceleyerek -ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek- çok dikkatli bir şekilde ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmıştır. Sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu. Çalışmaları o kadar başarılı oldu ki, ünü yayıldı ve günümüzde ayak refleksolojisinin kurucusu olarak tanındı. Bugün İngiltere, Belçika ve Fransa'da refleksoloji eğitimi veren okullar kurulmuştur. Bir çok refleksolog, aynı zamanda doğal tedavi şekilleri olan osteopati, homeopati ve kiropratik ile de ilgilidirler.


Refleksoloji vücudumuzun kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirerek etkili olmaktdır.
Tıbbi sözlüklere göre "refleks" kelimesi dış etkilere bağlı olmak üzere istemsiz kas kasılması olarak tanımlanır. Ancak "refleks" kelimesi, bu terapinin içeriğinde, bütün organizmanın, kafanın, boynun ve gövdenin küçük bir ekran gibi görülen ayakta yansıması olarak ele alınır. Refleksoloji, ayaklarda, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına, el ve parmaklarla uygulanan bir baskı tekniğidir. Bu yöntemle bedenin kendi kendini tedavi etme mekanizmasını; kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirilir ve bedende fizyolojik bir rahatlama sağlanır.

Günümüzde hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlıdır. Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarının direkt sonucudur. Korku, üzüntü, endişe ve benzeri olumsuz duygu ve düşünceler bedende dengesizlikler yaratır. Dengesini yitirmiş beden verimli çalışamamaktadır. İnsan bedeninin verimli çalışması için enerji akımının kesintisiz olması gereklidir. İşte refleksoloji'de ayak noktalarına uygulanan basınçla, o noktalarla bağlantılı olan çeşitli salgı bezleri (hormonlar, enzimler), organlar ve hücrelerde ve sonuçta tüm bedende, serbest enerji akışı sağlanılır.

Nasıl Uygulanır?
Hastadan rahat bir yatağa ayakları çıplak olarak yatması istenir. Refleksolog, onlara yavaşça dokunur ve deri altında derinde bulunan kristal ve taşımsı maddelerin yerini saptayarak, hangi organın hastalık tarafından etkilendiğini teşhis eder.
Bir refeksolog, ayağı, kristalleri bulana kadar, aynen kör bir insanın Braille alfabesi okuması gibi okur.
Onların üzerine bastırdıkça, hasta bastırılan bölgede, bedenin bu organda temsil edilen bölgesinde ve bazen her ikisinde de acı hisseder. Tedavi, başparmak ya da başka bir parmağın kenarıyla basınç uygulanarak saat yönünde döndürülmesinden oluşur. Bu basınç genellikle oldukça derindir, ama acı verici olmak zorunda değildir.
Her seans 10 dakikadan 30 dakikaya kadar sürer ve 6-20 seansa ihtiyaç olabilir. Bir veya birkaç tedavi seansından sonra belli refleks noktalarındaki acılar, yavaş yavaş, -vücudun kendi iyileştirme kuvvetleri fizyolojik dengesizliği giderdikçe- ortadan kalkar. Hatta sık şikayetler bir tek seanstan sonra da ortadan kalkabilir. Hastanın tedaviye tepkisi farklıdır. Bazı hastalar kendilerini duygusal olarak bitkin, bazıları da güçlenmiş hissederler.


Refleksoloji uygulayan kişi, anatomi ve fizyoloji bilgisine sahip olmalıdır Ayrıca hastalıkları da tanımalıdır. Reflekslere verilen tepkileri yorumlamak ciddi bir eğitim ve uzmanlaşma gerektirir.

Ne için kullanılır?
Refleksoloji, akupunktur gibi fonksiyonel hastalıklarda başarılıdır. Bir enfeksiyonu iyileştirmesi olası değildir ve fıtık, bağırsak düğümlenmesi veya kırık bacak gibi yapısal bozukluklar için yapabileceği hiçbir şey yoktur.
Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Son derece rahatlatıcı olabilir. Kas gerginliğini azaltır ve bu sayede lenf ve kan dolaşımını düzenler. Bedenden toksinlerin atılmasını sağlar ve böylelikle vücudun içindeki şifa gücünü harekete geçirir.
Refleksologlar, kabızlık, hazımsızlık, regl sancıları, uykusuzluk, astım, stres halleri, mesane hastalıkları, baş,boyun ve sırt ağrılarında; böbrek ve safra taşları gibi çarpıcı durumlarda iyi sonuç alırlar. Özellikle migrende refleksoloji ile iyi sonuç alınabilir.
Dikkat Edilecek ya da Uygulanmayacak Hastalıklar
1.Trombotik dediğimiz, bacak damarlarında tıkanma ve/veya pıhtı görülmüş ise
2. Diyabetik hastalarda hekim tavsiyesi ve gözetiminde uygulanabilir.
3. Ayaklarda varis olan bölgelere uygulanmaz.
4. Yaralı veya ölü dokulu, enfekte-egzemalı bölgelere uygulanmaz.
Bunlara ek olarak, özellikle “Diyabetik ayak (şeker hastalarının ayak sorunları), periferik dolaşım bozuklukları, artrit ve artrozlar (kireçlenmeler) da sık karşılaştığımız problemler arasındadır.
Bunlar arasında ise bilhassa “Diyabetik Ayak” sorunu üzerinde önemle durmak isterim. Bu hastalarda, multidisipliner dediğimiz “uzmanlararası işbirliği ile” teşhis, tedavi ve koruma programı uygulanmalıdır. Diyabetik ayakta önemli olan yine koruyucu yaklaşımlardır.
Diyabetik ayak sorunu oluştuktan sonra ise tedavisi mutlaka "diyabetik ayak ekibi" tarafından yapılmalıdır. Bu ekipte yer alması gereken olmazsa olmaz kişiler şunlardır:
- Diyabet konusunda eğitim almış Uzman Hekim
- Sualtı ve Hiperbarik Tıp Uzmanı (Hiperbarik Oksijen Tedavisi planlanması)
- Diyabet Eğitim Hemşiresi
- Podiatrist
- Damar Cerrahisi Uzmanı
- Ortopedist/Plastik Cerrah
Diyabetik ayak tedavisinde kritik noktalardan birisi, ayakta enfeksiyon gelişimiyle tamamen bozulan kan şekerinin hızlı ve dikkatli bir şekilde normal sınırlara çekilebilmesidir. Bunun için insülin kullanımına geçilmesi ya da insülin tip ve dozlarının yeniden ayarlanması son derece önemlidir.
Şeker hastalarının ayak bakımı ile önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz:
Her gün ayaklarınızı ılık su ve sabunla yıkayınız. Özellikle parmak aralarınızı mutlaka yumuşak bir havlu ile kurulayınız. Olası bir kanama ya da iltihabı görmek adına beyaz havluyu tercih ediniz.
Cildinizin kuruyup çatlamaması yumuşak ve nemli kalması için yumuşatıcı, nemlendirici bir vücut losyonu ya da ayak kremi kullanınız. Parmak aralarınızın kuru kalması gerektiğinden, kremi parmak araları hariç tüm ayağınıza kullanınız.
Ayak tırnaklarınızı keskin bir tırnak makası ile kısa olamamak şartıyla dikkatlice ve düz kesiniz. Kestikten sonra törpüleyiniz ve sonra diğer parmağınıza geçiniz. İyi göremiyorsanız ya yakınlarınızdan yardım alınız ya da daha doğru olan ayak bakımınızı, düzenli bir şekilde yaptıracağınız ve sterilizasyona, temizliğe dikkat edilen bir klinik bulmanızdır. Aksi takdirde kullanılan ve steril olmayan malzemelerden Hepatit B, Hepatit C ve AIDS kapma riskiniz yüksektir. Ayrıca bilinçsiz yapılan pedikür de ayağınızı riske atacaktır. Tercihan her zaman kendinize ait manikür ve pedikür setinizi kullandırınız.
Gerekirse ayna yardımı alarak ayaklarınızı her gün kontrol ediniz. Ayaklarınızda renk değişikliği, kızarıklık,kesik,su toplaması olup olmadığına bakınız.
Lastiksiz olmak şartıyla her gün temiz çorap giyiniz.
Çorabın ayağı sıkmamasına ve pamuklu olmasını dikkat ediniz.
Ayakkabınızı giymeden önce içinde hissedemeyeceğiniz yabancı cisim olup olmadığını kontrol ediniz.
Ayakkabı seçiminizi rahat,yumuşak,yuvarlak burunlu,lastik tabanlı ayakkabılardan yana kullanınız. Çorapsız ayakkabı giymemelisiniz. Ayrıca yüksek topuklu ayakkabılar ve ucu açık veya dar ayakkabılar da uygun değildir. Ayakkabı numaraları marka ve modeller arasında farklılıklar gösterir. Ayakkabı genişleyebilmesi açısından bağcıklı olmalıdır. Ayakkabınızı günün ikinci yarısında almalısınız. Ayrıca uzun süre kullanılmış, yıpranmış ayakkabılar rahatlığını yitirir ve sorunlara neden olur. Eğer ayaklarınızda şekil bozukluğu varsa mutlaka özel yapım ayakkabı tercih etmelisiniz.
Tercihan ayak muayeneniz yapılırken ayak basınç testiniz ve ayak ölçüleriniz alınarak ayakkabılarınız size özel hazırlanmalıdır. Yeni ayakkabılarınızı alışana kadar günde 2-3 saatten fazla giymemelisiniz.
Oluşan nasırları veya sertlikleri kendiniz kesmeyiniz. Kesik, tırnak batığı, mantar enfeksiyonu gibi durumlarda da hiçbir müdahalede bulunmadan bir ayak bakım uzmanına , ayak bakımı konusunda özelleşmiş bir kliniğe veya bu konuda bilgi ve deneyimi olduğunu öğrendiğiniz bir uzman hekime başvurunuz.
Evde veya dışarıda çıplak ayakla dolaşmayınız. Ayağınıza batan herhangi bir cismi hissetmeyebilirsiniz.
Asla sıcak su torbası ile ayaklarınızı ısıtmaya çalışmayınız. Ayaklarınızı ısıtmak için soba, elektrikli ısıtıcı ve kalorifer peteklerine fazla yaklaşmayınız. Ayaklarınızda his kaybı olduğundan dolayı oluşacak olası yanıkları ve hasarları hissetmeyebilirsiniz. |